çocuksu bir gülümsemeyle.

çocuksu bir gülümsemeyle.

bir an durdu. iki elinin ayasının içine alarak, cigarasını yaktı. saçlarını yalayıp geçen rüzgârın çıkardığı ıslıklı ve uğultulu seslerin arasında, ruhunun derinliklerinde hissettiği o sesi seçmeye çalıştı. sanki asırlarca öteden gelen bir sesti bu, bir davetti sanki. tüm boşlukların ve sırların susuşunun sesiydi bu. -anlamıyorum dedi zebercet. etrafına bakındı, tepelerin ve uğultulu rüzgârların asırlardır söylediği marştan başka tanıdık bir ses daha olmalı -dedi. garip bir şekilde, sıcağın altında üşümüştü sanki, biraz da ürktü. bilincinin, bilinmezliğin karşısında verdiği sınavın terlerini sildi alnından. ama hem uzaklardan seslenip, hem içinde duyduğu sesin peşine nasıl düşecekti ki hem ? bu yüreğimin sesi -dedi. delice esen rüzgârların arasında anlaşılan sesti bu. öyleyse delice es sen de -dedi mırıldanarak. ve kafasını göğe kaldırdı, rüzgârın akımına kendini bırakmış, yükselip alçalan, havada çeşitli kavisler çizen kuşları gördü. bu kadar ayrıntıya boğulmaya ne gerek var ki hem -dedi. tüm duygularımı yüreğimde esen o deli rüzgârlara bırakıyorum -dedi çocuksu bir gülümsemeyle. -dahil. (selimışık)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s