Bir hikaye yazan Fırat Bayır.

sene 2020, çocuk soruyor babasına; baba insanlarımız neden savaşıyor? çünkü, diyor babası, 2000’lerde ülkenin başına merkez sağ görünüp her türlü görüşü kucakladığını iddia eden ama aşırı sağ zihniyette bir hükümet geldi başa. eski zenginleri derdest edip kendi zenginlerini yaratma hevesine girişti, kendi adelet mekanizmasını çalıştırmaya başladı. kendisine karşı olan kim varsa terör örgütüdür, devrimcidir, darbecidir diye tutukladı, ama hapse atamadı, o davalar yıllarca sürdü. diğer tarafta hükümet yanlıları ya da kolluk kuvvetleri tarafından haksızlığa uğrayanlar, işkence görenler haklarını arayamadı, davaları yıllarca sürdü onların da ama ya beraatle sonuçlandı ya da zaman aşımından davalar düştü. eğitim sisteminin de içine etti bu hükümet, sağlık sisteminin de. haberleşme, ulaşım, tüm belediyeler hepsi bunların adamlarının eline geçti. korkunç bir hızla her türlü tarikat ve cemaatlere kamu kurumları peşkeş çekildi. tüm hısım akrabalar belediyelerin ve belediyeye bağlı şirketlerin içlerini doldurdular. tüm bunlardan rahatsız olanlar da yok değildi hani. Atatürk’çü, demokrat bir kesim bunlardan rahatısz oldu. sadece bunlar değil, artık kamu ihalelerinden eli boş dönen yatırımcılar da bilenmeye başladılar. tabi sırf bunlardan nemalanacağız diyip saf değiştirenler de oldu. hükümetin icraatlarından siyasi anlamda hiç bir bok anlamasalar bile sırf başbakkanın karizması yüzünden, futbol takımı tutar gibi partizan fanatik bir kitle oluştu. bu iki kitle arası gittikçe açılmaya, ipler gerilmeye başlandı. hükümet sosyal alana müdahale etmeye başladı. daha ilk yıllarında bazı ilçelerde belediye başkanları sahil kesimlerindeki alkollü restoranları alkolsüz hale getirtti. kürtajı yasakladılar, üniversitelerden alkolü kaldırdılar, haklarını arayan yüzlerce öğrenciyi içeri tıktılar. kendileri aleyhine konuşan herkesi tazminata mahkum ettiler. yüce divanda yargılanmakan korktukları için süper yetkili mahkemeleri kaldırdılar sonra, memleketin alternatif seslerini kıstılar senin anlayacağın. bu fanatik partizanlar da birilerinin ellerinde piyon oldu, her ipe sapa gelmez olayda sokağa dökülüp hükümet lehine sloganlar atmaya başladılar. hala din, diyanet, ahlak perdesi arkasından oylarını toplamaya devam ettiler. işte şimdi gelinen nokta bundan bir kaç yıl önce başladı. halk içinde bunları seçimle indiremeyeceğiz endişesi yaşan bir takım gruplar kendi aralarında ufak ufak birleşmeye başladı. bu muhalif güçlerle hükümet yanlıları arasında ufaktan sürtüşmeler başladı. önce yumruk yumruğa, sonra taşlı sopalı en sonunda da silahlı çatışmalara dönüştü. tarih boyu hep böyle olmuştur, birileri hep birilerini kışkırtmış ufak bir olay patlak vermiş, üstüne olaylar büyümüştür. bu tartışmalar çoğu zaman o hükümetin yıkılması ile sonuçlanmış kimi zaman da da devletlerin parçalanması ile bitmiştir. sonuçta kazanan büyük güçlerdir. arap baharı da böyle başlamıştı. libya, tunus, mısır karıştı, sonra suriyeye sıçradı ateş, bize bir şey olmaz diyorduk, şimdi bize de sıçradı gördüğün gibi. şimdi insanlarımızın elinde silah bir biriyle çatışıyor, birbirini öldürüyor. bir yanda sağcılar, bir yanda solcular, bir yanda pkk. ordu bölünmüş durumda, asker fikren muhaliflerin yanında olmayı istiyor ama devlet gücü olduğundan rejimi korumaya çalışıyor. allah sonumuzu hayretsin…

 

devamını yazamayacağım… çünkü yazdıklarımın bir gün gerçek olmasından korkuyorum…Image

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s