Ucuzdu umutları, üzülmedi hiç…

Ucuzdu umutları, üzülmedi hiç...

O gece gökteki altın varaklı kapının sürgüsü çekildi ve ardına kadar açıldı.
Bir çanta dolusu umut ve bir cep dolusu gülücükle çıktı yollara.
Gülmek için umut gerekiyordu ve anne kucağı her zaman “yaz” idi.
Anne kucağı Tanrı kucağıydı.
o geceden itibaren şeytanın oyuncağıydı.
Yalın ayak kumsalda yürüyüp, elinde uçan kırmızı balonuyla dolaşan bir çocuk olmadı hiç.
Aldatılmıştı bir çok kez. Aldanmaya çok müsait duyu organları vardı.
Umudu arıyordu, yağmur yağıyordu,
Yağmur bütün dinleri kapsıyordu…
Tekrar susadı gül dibi. Tekrar ölümcül bir hastalığa yakalanmış zebra gibi böğürdü.
Bir aslanın ağzındaydı gül dibi. Ve batmadı. Batamadı…
Batan tek şey vardı.
Güneş onun vücuduna batıyordu. Her yeni gün acıtıyordu canını.
Aşık olsa Güneş batıdan doğacaktı.
Gökçekimi olacak, yıldızlar yerlerde dolaşıp gökyüzünde yakamoz olacaktı.
Bir çanta dolusu umut ve bir cep dolusu gülücükle çıktı yollara.
Ve çantayı çaldırdı, Tarlabaşı’nda.

Ucuzdu umutları, üzülmedi hiç…

c.s.v

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s