TELVİN

Telvin: Boyama ve renklilik demektir. Temkinin mukabili olarak istikamet yolunu arştırma makamıdır. Kul yolda olduğu sürece bir halden diğerine geçtiğinden temkin ehli değil, telvîn ehli sayılır. Hakk’a vuslat gerçekleşince telvînin yerini temkin alır. Tasavvufta genelde telvin bu anlamda anlaşıldığı halde İbn Arabî telvini en yukarı makam olarak görmektedir. Onun bu mânâda anladığı telvîni yukarıdaki telvinden farklı olarak değerlendirmek gerekir. Nitekim İbn Arabî’ye göre telvin içindeki kulun hâli Allah Teâlâ’nın: ‘O her ân yeni bir işte, yeni bir tecellî ve yaratma hâlindedir.’ (er-Rahman, 55/29) âyetinde belirtilen değişik tecellîlere mazhar olma hâline benzer. İbn Arabî’ye göre temkin, telvinde temkin; yani telvine iyice yerleşmektir. Telvin kavramına yüklenen anlamlar farklı olduğu için İbn Arabî ile diğer mutasavvıfların bu konudaki değerlendirme ve yargıları da farklıdır. Yaygın olan kanâat temkinin telvinden önde olduğudur. Ancak bu anlayış telvine yüklenen değişkenlik anlamına göredir. Ama telvini tecellilerin değişik boyutlarını idrak mânâsında anlayınca telvin belki de tecellî ve mazhariyet gibi anlamlar kazanıyor. (tasavvuf)
     

Telvin: Renklenmek. Halden hale girmek. Bu yolda olmanın alamaetidir.tasavvufi anlamda da bununla ilişkili, halden hale geçme:her saniyeden, yaşadıkların, öğrendiklerin, yaptıkların, karakterin…hallerden hallere geçme olayının adı ”telvin”.
Kendinden Geçiş – Türlü Boyalara
Boyanış ( Cezbe – Telvin )
Yunus Emre
Yunus’un insan karakterlerini renklerle anlatan bir şiirinin adı da telvin. bir gidişat, ama durağan değil. bir hedefi var, ama ulaşılamayan bir hedef. halden hale, renkten renge girme.

Bir ânda bütün ikiliklere ulaşabilme, iki zıt uç arasında metronom misali salınma. sırası gelince kendisini enaniyet kaplayarak, tanrı sayma varım diyebilme; sırası gelince toprak seviyesine inme, zillete ulaşma, yokum demedir telvin. her an başka bir yolda, her an başka bir durakta olmadır.Makbul olanı… temkinli olarak telvin ile tevil arasında salınmak. (sözlük anlamı)
Sülûk, insanı halden hale sokar. Kimi alevlenir, yanar, kül olur, savrulur yolcu. Kimi kil olur, ayaklar altına döşenir yolcu. Kimi yok olur, kendini bulamaz; kimi var olur, herşey benim der, dâvaya doyamaz, varlık âlemine sığamaz. Ateş olur, yakar; su olur, akar. Yel olur, eser; toz olur, tozar. Cansız olur, birşey duymaz; gül olur, açılır, solmaz. Hele tecellî şimşeklerine amaç oldu mu, evvel gelen de benim der, sonra gelen de ben. «Hefe-vât-sürçme», burada çeşitli şekillerde gösterir kendini. Yolcu, elde ettiği hâli hazmedemez; hem sözleriyle hem halleriyle, hareketleriyle renkten renge girer, türlü boyalara boyanır ve haklı olarak şerîat ehlince hoş görülmez bu sözler, bu hâller, bu hareketler. Sûfiler, bu hâllere «Tefvîn – çeşitli boyalara boyanmak» derler. Yalnız birşey var ki gerçek yol erini, kılavuzu korur; o, telvin içinde de temkin bulur; benim, ben derken ürperir;

Deli oldum Yunus, aşk oldu bana kılavuz;
Hazrete değin yalınız yüzsürüyü varan benim

der; yahut

Benim değil bu keleci, devlet senin, Yunus neci?
Çün dilime kaadir sensin, sensiz dilim uzatamayam

deyip benliğini ortadan kaldırıverir; sonunda da bu halini,

Aşk ile gelen erenler, içer, ağuyu nûşeder,
Topuğa çıkmayan sular deniz ile savaş eder

der de kınamaya koyulur.

Gerçek yolcularından, burda sapanlar, sapıtanlar, Batınî inançları benimseyip şeriat sınırını aşanlar, gerçek erenlerin gözlerinden düşenler, gönüllerinden çıkanlar olur; burda kalıp aklını yitirenler görülür ve öylece de bu âlemden geçip giderler.

Bazılarıysa geriye dönerler; «ulaşmak, başlangıca gelmektir» derler, temkîn âleminde irşad durağına ererler; kemâl de bunlarda tecellî eder.

1

Canlar fidi? yoluna bu can kayusu değil
Sen can gereksin bana cihan kayusu değil

Canlar içinde cansın sen bir Âb-ı hayvansın
Bize dîn ü îmansın îman kayusu değil

Yudum yâremi sildim yârem kimdendir bildim
Bana yârim kayusu yârem kayusu değil

Aşkın beni fâşetti saklayım derdim velî
Çün seni ayan gördüm pinhan kayusu değil

Derman ola mı bana derdim benim kim ona
Dertli varayım sana derman kayusu değil

Gelin âşık olalım aşka cevlân vuralım
Esrik olup yatmışım cevlân kayusu değil

Aşkın oku temreni dokunur yüreğime
Aşk için ben öleyim temren kayusu değil

Cân u gönüllü nittim aşkın oduna attım
Sıdkı dahi unuttum güman kayusu değil

Aşkın burcundan uçtum cevlân uruban geçtim
Ben dost ile buluştum cevlân kayusu değil

Bahr’ ummana dalmışım anda sedef bulmuşum
Cevher alıp gelmişim umman kayusu değil

Durduğum yer Tûr ola baktığım dîdar ola
Ne hacet Mûsâ bana sen ben kayusu değil

Bu Yunus’u andılar kervan geçti dediler
Ben menzile eriştim kervan kayusu değil

2

Nite ki bu gönlüm evi aşk elinden taşagelir
Nice yüksek yürür isem aşk başımdan aşagelir

Nice ki aydı ram razım söylemeyem kimseneye
Gider bu sabr u karârım dost önüme düşegelir

Hey nice sabreyler ise dost yüzünü gören kişi
Ol hakıykat gördüm deyen kendözönden şaşagelir

Ma’şûkanın tecellisi türlü türlü renkler olur
Bir şîvede yüzbin gönüllü hemişe cuşagelir

Ol dost ile benim işim bulut ile güneşleyin
Bir dem hicabı sürülür bir dem hicap başa gelir

Aceb gene miskin Yunus aşktan artık sevdi meğer
Zira ki bu aşktan yeğrek hiç yokdurur başa gelir

3

Bize dîdâr gerek dünyâ gerekmez
Bize ma’nî gerek da’vâ gerekmez

Bize Kadir gecesi’dir bu gece
Ko erte olmasın seher gerekmez

Bize aşk şerbetinden sun i delî
Bize uçmakta Kevser gerekmez

Badyalar dolu dolu içelim biz
Biz esrik olmayız humar gerekmez

Yunus esrîyiben düştü susakta
Çağırır Taptuğ’una ar gerekmez

4

Bir sâkîden içtim şarap arştan yüce meyhanesi
Ol sâkînin mestleriyiz Canlar onun peymânesi

Aşk oduna yananların küllî vücûdu nûr olur
Ol od bu oda benzemez hiç belirmez zebânesi

Bizim meclis mestlerinin demleri Enel – Hak olur
Bin Hallacı Mansur gibi onun kemin dîvânesi

Ol meclis kim bizde vardır anda ciğer kebâb olur
Ol şem’a kim bizde yanar ay u güneş pervanesi

Bizim meclis bekrileri şol Şâh-ı Edhem gibidir
Belh şehrince yüzbin ola her güşede viranesi

Yunus bu cezbe sözlerin câhillere söylemeğil
Bilmez misin câhillerin nice geçer zemânesi

5

Sen hod bize bizen yakın görünmezsin hicap nedir
Çim aybı yok görklü yüzün üzerinde nikap nedir

Sen ayıttın ey pâdişâh Yehdi’ilühu li men yeşâ’
Şerikin yok senin ey şah suçlu kimdir itap nedir

Levh üzere kimdir yazan ,azdıran kim kimdir azan
Bu işleri kimdir düzen bu suâle cevap nedir

Rahimdürür senin adın rahimliğin bana dedin
Mürşidlerin muştuladı Lâ taknatû hitap nedir

Bu işleri sen bilirsin sen verirsin sen alırsın
Ne kim kıldım çün bilirsin ye bu soru nisap nedir

Hani bu mülkün sultânı bu ten ise hani canı
Bu göz görmek diler onu bu merhuma meap nedir

Yunus bu göz onu görmez görenler hod haber vermez
Bu menzile akıl ermez bu koduğun serap nedir

6

Din ü millet sorar isen âşıklara din ne hacet
Âşık kişi harâb olur harap bilmez din diyanet

Âşıkların gönlü gözü ma’şuk diye gitmiş olur
Ayrık surette ne kalır kim kılısar zühd ü taât

Taât kılan uçmak için din tutmaya tamu için
Ol ikiden fariğ olur neye benzer bu işaret

Her kim dostu sever ise dosttan yana gitmek gerek
İşi gücü dost olunca cümle işten olur azat

Onun gibi ma’şûkanın haberini kim getirir
Cebrail ü mürsel sığmaz şöyle olundu işaret

Soru hisap olmayısar dünyâ âhıret koyana
Münker ü Nekir ne sorar terkolunca cümle murat

Havf u recâ gelmez onda varlık yokluk bırakana
İlm ü amel sığmaz onda ne terazi var ne sırat

Ol kıyamet pazarında her bir kula baş kayısı
Yunus sen âşıklar ile hiç görmeyesin kıyamet

7

Benim sâhib-kıran devran benimdir
Benim uş pehlivan meydan benimdir

Harâmîden benim korkum kayım yok
Bu zûr u bu küvet Hak’tan benimdir

Ebû-Bekr Ömer ol din ulusu
Aliyy-i Murtazâ Osman benimdir

Kim âla bu topu çevgânımızdan
Top uran meydanda çevgân benimdir

Yunus’um ben Yunus işbû cihanda
Benim sultan kulu sultan benimdir

8

Hak bir gönü! verdi banâ hâ demeden hayran olur
Bir dem gelir şâdî olur bir dem gelir giryân olur

Bir dem sansın kış gibi sol zemherî olmuş gibi
Bir dem beşaretten doğar hoş bâğ ile bustân olur

Bir dem gelir söyleyemez bir sözü şerheyleyemez
Bir dem dilinden dür döker dertlilere derman olur

Bir dem çıkar arş üzere bir dem iner tahtes – serâ
Bir dem sanâsın katredir bir dem taşar umman olur

Bir dem cehalette kalır- hiç nesneyi bilmez olur
Bir dem dalar hizmetlere Câlînus u Lokman olur

Bir dem div olur yâ perî viraneler olur yeri
Bir dem uçar Belkıys ile sultân-ı ins ü cân olur

Bir dem varır mescidlere yüz sürer orda yerlere
Bir dem varır deyre girer incil okur rühbân olur

Bir dem gelir îsî gibi ölmüşleri dîrî kılar
Bir demgirer kibr evine Fir’avn ile Hâmân olur

Bir dem döner Cebrail’e rahmet saçar her mahfile
Bir dem gelir güm – râh olur miskin Yunus hayran olur

9
Bû Fena mülkünde ben nîce nice hayran olam
Ye nice handan olam ye nîce bir giryân olam

Geh feleklerden meleklerden dilekler dîleyem
Gâh arş u şemste gerdûn olam gerdan olam

Adımım attım yedî dört onsekizden ben öte
Dokuzu yolda kodum şâh emrine ferman olam

Dost ferah kıldı terahtan ben teberrâ eyledim
Sûret-i inşân olam hem cân olam hem kân olam

Gâh bir müftî müderris geh mümeyyiz gâh temiz
Gâh bir müdbir-ü nakıs (naks) ile noksan olam

Gâh batn-ı hû t içinde Yûnus ile söylesem
Geh çıkanı arş üzere bir cân olam Selmân olam

Gâh inem esfellere şeytân ile serler düzem
Geh çıkam arş üzre vü seyrân (olam) cevlân olam

Gâh işidîrem işitmezem işümezem aceb
Nice bir nisyân olam hayvan olam inşân olam

Gâh ma’kuulât-ı mahsulât takrîr-ü beyan
Gâh maksûrât olam geh sâhlb-i Keyvân olam

Nice bir surette inşân ü sıfatta cânver
Nîce bir tilkî olam yâ kurt u yâ arslân olam

Nîce bir tecrîd ü ferd ü mücerred münferid
Ye nice (cin) nice ins ü nîce bir şeytân olam

Nîce bir aşk meydanında nefs atın seğirttirem
Ye nice bir başımı tûp eyleyip çevgân olam

Gâh birlik içre birlik eyleyem ol bir ile
Geh dönem derya olam katre olam umman olam

Gâh düzahta yanam Fir’avn ile Hâmân ile
Gâh cennette varam gılmân ile Rıdvan olam

Gâh bir gaazî olam Efreng ile ceng eyleyem
Geh dönem Efreng olam nisyân ile isyan olam

Gâh bir mechül-ü merdûd olam u Nümrûd olam
Geh varam Ca’fer olam tayyar olam perrân olam

Nîce bir âmî olam nâmî olam câmî olam
Nîce bir kâmî olam â-kâm olam nâdân olam

Gâh ola odlar yakam diller yıkam canlar yakam
Gâh varam arşa çıkam geh şâh u geh sultân olam

Nîce bir dertler ile odlara yanam yâkılam
Nîce bir şâkir olam zâkir olam mihmân olam

Terkîdem bû hâk ü bâdı vara aslına yine
Şeş cihetten ben çıkam bî cism olam bî cân olam

Nîce bir Circîs ü Bercîs olam u Mirrîh olam
Nîce bir Câlînus u Bukrât olam Lokman olam

Bu dokuz arslân u yedi evren ü dört ejderha
Bunların çenginden Rüstem olam Destan olam

Bir demî âsûd’olam hüşyâr ü gaafil hord u hâm
Bir demî âşüft’olam mecnûn olam hayran olam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s